Kentlilerin ve kentlerin nefes alanları ve sosyal mutluluğu
Neden Yeşil Alan, Neden Bahçe, Neden Çim
YEŞİL ALANLAR
Sağladıkları temiz oksijen üretimiyle kentlerin havasını doğal yollarla temizler Yoğun yapılaşma ve baca gazlarının neden olduğu “Sera etkisi” ile şehirlerin ısınmasını azaltarak,
ekosistemin bozulmadan devam etmesini sağlar Öte yandan kentlerin fiziksel gelişmesine ve günlük kentsel aktivitelere sağladıkları olanaklarla
insanlara, daha konforlu çevre şartları, spor imkanları ve sosyal mutluluk alanları sunarlar.Ülkemizde kentsel yeşil alanlara standar
getirilmesi amacıyla ilk olarak 1972 tarihli İmar kanununda kişi
başına minimum 7 m2 yeşil alan öngörülmüş ve bu tarihten sonra kamu
ve yerel yönetimlerin yeşil alan düzenlemeleri ve bireylerin
yeşil alan hakları, yasayla koruma altına alınmıştır.
BAHÇELER
Kentlerin gelişme süreçlerindeki yoğun yapılaşmanın ardından
yaşanan sıkıntılar, insanların yeşil alan ihtiyaçlarını, büyük ölçüde
arttır. Bilinçlenen bireylerin, artan imkanlarıyla birlikte, ev, okul,
fabrika gibi özel mülkiyetlerinde de yeşil alanlar önem kazanır.
VE ÇİMLER
Çimlerin keyfine varmak için…
Toprağa serilmiş yemyeşil bir halı gibi görülen çimleri,
Dilerseniz, sadece seyreyleyin…
Dilerseniz üzerinde piknik yapın sevdiklerinizle,
Top koşturun dilerseniz çocuğunuzla…
Ya da uzanın üzerine, şöyle bir dinlenin dilerseniz…
Bütün güzellikleri ve verdikleri mutluluklarla çimler, günümüzde
yeşil alanların değişmez örtüsü olmayı hak ediyorlar.
ÜLKEMİZDE " YEŞİL ALANLAR ÖYKÜSÜ "
İNSANIMIZIN " YEŞİL ALAN HAKKI "
Yeşil alanlar, sağladıkları oksijen üretimiyle kentlerin havasını doğal
yollarla temizler ve kentlerin sera etkisi ile ısınmasını azaltırken;
kentlerin fiziksel gelişmesine ve günlük kentsel aktivitelere
sağladıkları olanaklarla, insanlara daha konforlu çevre şartları ve
sosyal mutluluk alanları sunarlar.
Ülkemizde, İmparatorluk kenti İstanbul’un dışında, kamu ve yerel
yönetimlerin kentlerde yeşil alan oluşturma ve bakımını üstlenme
süreçleri, TBMM’nin, 23 Nisan 1920’de kuruluşu, Ankara’nın
başkent ilan edilmesi ve bunu takiben diğer Anadolu kasabalarının
kentleşme sürecine girmesiyle başlar
Cumhuriyetin ilanı ve inkilaplarla birlikte mamur hale getirilmeye
çalışılan Anadolu kentlerinde fabrikaların kurulması ve buna bağlı
olarak artan iş olanakları ve işgücü ihtiyacıyla köyden kente göç
başladığında, şehircilik de ülkemizde yavaş yavaş önem kazanır.
Artan nüfus, ticari ve sosyal yaşamı hareketlendirir; hemen her
Anadolu kentinde, “mesire yerleri” ve “Şehir Parkları” kurulurken,
kasabalarında da sevimli çay bahçeleriyle birlikte kasaba parkları,
artık “sosyal mutluluk” alanları olur…
Ancak, köyden kente yüksek göç oranı ile birlikte hızlı nüfus artışı,
yerleşim yeri ihtiyacına bağlı olarak artan plansız yapılaşma, hastane,
okul gibi hizmet binaları, fabrikalar, yapılan yollar ile yeşil alanlar da
hızla tüketilmeye başlar…
Yeşil alanların kentsel çevreye olan katkıları bilinmekle birlikte, kent
planlaması çalışmalarında, öncelikle konut açığının giderilmesi ve
hizmet binalarının yapılması amaçlanır. Planlamada gereken önem
verilmeyen yeşil alanlar da zayıflayan fonksiyonları ile kentin
ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmışlardır.
Endüstri ve motorlu taşıtlar ile konut ısıtma sistemlerinden
kaynaklanan baca gazları, kentsel alanlarda hava kirliliği ve buna
bağlı olarak kitlelerde hava kirliliği problemlerine sebeb olur…
Artan yapılaşma ile binaların ısıyı soğurucu ve yansıtıcı etkileriyle baca gazları hava kirliğinin
yanı sıra “sera etkisi” adı verilen bir durumla kentlerin yakın çevrelerine göre, 3,4º C gibi
daha yüksek sıcaklıklarla ısınmasına yol açar…
Azalan yeşil alanlar, hava kirliği ve sera etkisi ile ısınma EKOLOJİK SİSTEM ve İNSAN SAĞLIĞI
için tehlikeli boyutlara ulaşır…
Bu sorunun çözümlenmesi ve kentlerde yeşil alan yeterliliğinin sağlanabilmesi için yasa ve
yönetmeliklerle kişi başına yeşil alan miktarının belirlenmesi yoluna gidilir.